Görelilik teorisi

Aynştayn, Başkan Roosevelt’e görelilik teorisini onun anlayabileceği biçimde anlatır:

”Eğer sıcak kömür üstünde duruyorsan bir saniye sana sonsuzmuş gibi gelecektir. Diğer taraftan; güzel bir kadınla yatakta geçireceğin bir saat ise  göz açıp kapayana kadar sona erecektir”

İşte görelilik teorisinin özeti bu şekildedir.

Einstein explains theory of relativity to President Roosevelt in the way that he can understands:

“If you were standing on hot coals a second feels like an eternity.
When you are in bed with a beautiful woman an hour passes in the split of a second!”

    read more

    Urfayi ziyaret etmek icin 63 sebep

    Peygamberler şehri, ŞANLI şehir Urfamızı ziyaret etmek için 63 sebep:

    1. 3 dinin kutsal saydığı İbrahim Peygamber’in doğum yeridir.
    2. Balıklıgöl’ün simgesi olduğu şehirdir.
    3. Dünyanın en eski tapınağı Göbekli Tepe Urfadadır.
    4. Amazonları dahi resmeden dünyanın en büyük mozaiklerine ev sahipliği yapar.
    5. Çiğ köftenin doğduğu yerdir.
    6. Sıra gecelerinin anavatanıdır.
    7. Dünyanın ilk üniversitesi olduğu iddia edilen Harran Üniversitesi Urfadadır.
    8. Urfa, Medeniyetin doğduğu Mezapotamyada yer almaktadır.
    9. Türkiye tarihinin en büyük yatırımlarından bir olan Atatürk Barajına ev sahipliği yapar.
    10. Kazancı Bedih, Seyfettin Sucu, Abdullah Uyanık, İbrahim Tatlıses gibi değerlerin doğum yeridir.
    11. Kurtuluş savaşında gösterdiği kahramanlıklar sonucunda ŞANLI bir şehirdir.
    12. Mustafa Kemal Atatürk adına ilk dikilen anıt Şanlıurfadadır. (1917)
    13. Şıllık tatlısını sadece Urfada yiyebilirsiniz.
    14. İsot, isot reçeli (biber salçası) Urfanın lezzetleridir.
    15. Harran’ın konik evleri dünyaca meşhurdur.
    16. Tarihi İpek yolu üzerinde konumlanmıştır.
    17. İpek yolu üzerinde olması sebebiyle birçok Hana ev sahipliği yapmaktadır.
    18. Urfanın etrafında dumanlı dağlar gerçekten vardır.
    19. Güzel yüzlü ceylanları Ceylanpınarı ilçesinde görebilirsiniz.
    20. Birecikte nesli tükenmekte olan olan Kelaynakları görebilirsiniz.
    21. Halfetide dünyada tek olan Siyah Gülleri görebilirsiniz.
    22. Boranıyı, lıklıkı köfteyi, ağzı açığı, tepsi kebabını, çömleği sadece Urfada yiyebilirsiniz.
    23. Hazreti Eyübün sabır ettiği mağarayı ziyaret edebilirsiniz.
    24. Yazın sıcaktan kışın soğuktan koruyan Urfa taşından yapılmış güzel tarihi evleri konakları görebilirsiniz.
    25. Hz. Yakup, Hz Yuşa, Hz. Elyasa, Hz. Şuayp gibi birçok peygamber mekanını ziyaret edebilirsiniz.
    26. Saidi Nursi Urfada vefat etmiştir.
    27. Yaz günleri serinlmek için Meyan Kökünden yapılmış Biyan Balını sadece Urfada içebilirsiniz.
    28. Hakiki Mırrayı sadece Urfada içebilirsiniz.
    29. 12 bin yıllık tarihi eserleri içeren bir müzeyi dünyada başka bir yerde bulamazsınız.
    30. Sular altında kalmış bir ilçeyi (Halfeti) tekne turu ile gezebilirsiniz.
    31. Gumruk hanında oturup kaçak çay içebilirsiniz.
    32. Sade yağ kullanılarak yapılan kadayıf ve baklavanın tadına bakabilirsiniz.
    33. Sabah kahvaltısında ciğer kebabı yiyebilirsiniz
    34. Kahvaltıda taze taze tırnaklı ekmeğe pişmiş isotu katık edip Urfa peyniri ile yiyebilirsiniz.
    35. 1300 yıllık tarihi Urfa kalesine çıkıp şehri kuş bakışı görebilirsiniz.
    36. 12 Havari Kilisesini gezin (Fırfırlı Camii)
    37. Sogmatar tarihi kalıntılarını gezebilirsiniz.
    38. Hz. İbrahimin doğduğu mağarada kutsal sudan içebilirsiniz.
    39. Lahmacun diye bildiğiniz Kıymalı ekmeği Urfada yiyebilirsiniz.
    40. El emeği göz nuru nice bakır işlemesi ürününü inceleyip satın alabilirsiniz.
    41. Defalarca kaynatılmış katran karası Mırra’yı doğduğu topraklarda içebilirsiniz.
    42. Harran kubbesi denen hem kolay hem çok lezzetli yemeği her köşe başında her mahallede olan fırınlarda pişirtip yiyebilirsiniz.
    43. Aynı fırınlarda küncülü (susam) ekmek ve lavaş diye bilinen açık ekmekten yiyebilirsiniz.
    44. Şam, Antep fıstığı olarak bilinen fıstığın asıl üretildiği topraklarda yaş fıstık olarak bulup, yiyebilirsiniz.
    45. Kimileri ikinci el bir araba fiyatına satılan kuşları ve kuşçuluk hobisini yerinde görebilirsiniz.
      read more

      Adamsın adam!

      Adam gibi adam? Ben adamım! Çok karakterli adamım. Efendiyim! Şerefli camiayım. Ben varya ben, ben adamın harman olduğu yerdenim. Gurur abidesiyim.

      Kendi kendini böyle konumlandıran insanlar, camialar, topluluklar hep eksikliklerini kapatmaya çalışıyormuş gibi geliyorlar bana.

      Madem bir özelliğin olduğuna inanıyorsun bırak bunu başkası söylesin. Sen kendi kendini övünce çok kıymetsiz oluyor yahu!

       

        read more

        Hayat sizlerle güzel

        Herbiriniz, binlerce kilometre öteden arayan da en yakınım da olan da, bugünümü en güzel doğum günüm eylediniz.

        Yıllarca biriken, dostluklarını, sevgilerini, yoldaşlıklarını, hayatını, hayalini, gününü, bugününü, yarını benimle paylaşmaya layık gören herbiriniz iyi ki varsınız.

        Bugün bir kere daha anladım ki; hayat aileyle, aile gibi olan dostlarla ve arkadaşlarla güzel.

        Sayenizde bir sene daha yaşadım! Sizlerle nice yaşamlara :)

          read more

          Balance sheet – Statement of Financial Positions – Bilanço

          Balance sheet | Statement of Financial Positions | Bilanço

          Birçoğumuzun üniversitede yada iş hayatında duyduğu bir cümle vardır bilançolar için:

          Bilanço, oluşturulduğu tarihte şirketin fotografını çeken meziyete sahip rapordur.

          Ne kadar anlaşılır değil mi? Fotograf nere bilanço nere kardeşim. Peki ne vardır bu bilançoda?

          Aktif var Pasif vaar bir de öz kaynaklar var. Peki aktif ne pasif ne? Benim bildiğim ve anladığım aktif hareketli, yerinde duramayan olan pasif ise çekingen, ürkek, yerinde duran şeyleri çağrıştırıyor.

          Bir de şöyle bir eşitlik verilir daha ilk günden:

          Aktif = Pasif + Özkaynaklar

          Bu ne yahu? Neden bahsediyorsunuz siz?

          Güzel kardeşim Aktif (Asset) sahip oldukların yani Varlıkların, Pasif(Libilities) ise Yükümlülüklerin. Bunların arasındaki fark ise şirket sahibi olarak sana kalanlar.

          Yukarıda ki eşitliği aslında kitaplarda ve genel kullanımda şöyle biliriz:

          Şimdi biraz daha alt kırılımlara inelim ve bilanço kalemlerine bakalım.

          Aktiflerin altında ne var?

          Duran varlıklar ve Dönen Varlıklar. Dönenle duran varlıkları toplayıp ne diyoruz bunlara? Aktifler. A birdader deyiver bunlara Varlıklar sen de rahat et biz de edelim. Yok illa kafa karıştırıcı olmak lazım.

          Dönen varlıklar – Current Assets

          Tanımı:

          İşletmenin faaliyeti dönemi içinde yer alan ve sağladığı yarar o dönem içinde sona eren varlıklardır. Dönen varlıklar grubunda bir yıl veya daha kısa süre içinde paraya çevrilebilecek değerler yer alır. Dönen varlıklar grubundaki hesap kodlarının hepsi 1 ile başlamaktadır. (Kaynak)

          Meali, şirketin istediği ya hiç kayba uğramadan ya da çok az bir kayba uğrayarak bankada hesabında veya şirkette kasasında yada patronun cebinde görebileceği nakit veya nakite eş değer herşey.

          Kasa (kasanın kendisini satacan da para kazanacan sanki), çek, senet, ticari alacaklar (müşteriye mali satmışsın ama daha parasını almamışsın ya ha işte onlar. Müşterinin sana olan borcu yani.), peşin ödenen giderler (hem peşin ödemişim hem de benim varlığım bak hele), envanterler.

          Sıra sıra gidelim:

          Kasa: Kasa demek o gün elindeki nakit para ne kadarsa o demek. (Cash)
          Banka: Banka hesaplarında ki para (Bank)
          Ticari alacaklar: Peşin olarak satmadığın ve henüz tahsilatını yapmadığın piyasanın sana borcu olan tutar (Accounts Recievable: AR)
          Envanter: Deponda duran mallar. Stokların yani. (Inventory)
          Peşin ödenen giderler: Diyelim ki ofisin kiralık ve sen ofisin bir yıllık kirasını peşin vermişsin. Bu demek oluyor ki sen bu ofisi bir yıl daha kullanabilme hakkına sahipsin. İşte bu kalem aslında o hakkın parasal karşılığı. (Prepaid Expenses)

          Duran Varlıklar – Fixed Assets (Long term asset)

           

            read more

            Finans Dili

            Şubat 2017 itibariyle iş hayatında tam 10 yılı geride bırakmış oluyorum. Bu geçen zaman içerisinde 4 ayrı şirkette 2 ayrı sektörce 10’dan fazla farklı ülke ile çalışma fırsatı yakaladım. Bir finans profesyoneli olarak şunu söyleyebilirim ki işimi gerçekten çok seviyorum. Lakin, özellikle son yıl içerisinde çok derinden hissettiğim bir durum var. O da hem üniversite hayatım boyunca hem de neredeyse tüm iş hayatım boyunca İngilizce olarak öğrendiğim ve kullandığım birçok terimin, konseptin, kurgunun, hesaplamanın, vs Türkçe karşılıklarının gerçekten kafa karıştırıcı olması.

            Özellikle bu sorunu son bir aydır her hafta sonu bir fiil katıldığım yaklaşık 12-13 ayrı şirketten finans yöneticilerinin katıldığı ve hem iş dünyasında hem de akademik dünyadan eğitmenlerin eğitimler verdiği programda çok daha yakından tespit ettim.

            İş dünyasının ana dili İngilizce ve dolayısıyla finansın da dili İngilizce. Ben İngilizce öğrendiğim ve tatbik ettiğim, tartıştığım, literatür araştırdığım konuları günlük işlerde Türkçe konuşamadığımı fark ettim.

            Bunun iki sebebi var:

            1. Benim konuları ve terimleri Türkçe yeterince bilmemem (Utanç verici evet)
            2. Türkçe çevirilerin gerçekten başarısız olması (Kullandığımız çoğu terim Türkçe bile değil zaten. Misal: Defter-i Kebir, mutabakat, yevmiye fişi, vs..)

            Şu sıralar kendimi teorik bilgi olarak mümkün olduğunca doyurmaya çalışıyorum. Bu konuda elimden geleni fazlasıyla yapmaya özen gösteriyorun. Hem maddi hem de zaman açısından her türlü kaynağı ayırıyor ve bundan keyif alıyorum.

            Bu akşam ise hem kendime not olacak hem de ihtiyacı olupta googleda arama yapacak kimselere faydası olması için konu konu İngilizce Finans terimlerinin Türkçe olarak yazmaya karar verdim. Olabildiğince akademik ve yapısal kurgudan uzak bir finans stajyerine anlatır gibi yazacağım. Hatalarım olabilir varsın olsun ya siz uyarırsınız ya da başka zaman bir yerde öğrenir düzeltirim.

            Yazıları Finans Dili kategorisi altında bulunduracağım. Her yeni yazıyı ise bu yazının altına linkleyeceğim. Dolayısıyla ikisini de bir fihrist gibi kullanabilirsiniz.

            Bana pekiştirme için faydası olacağı muhakkak. Umarım sizlerin de işine yarar o veya bu şekilde.

              read more

              2016 – Ne yildi ama?

              2016’ya not vermek benim haddime değil zira çok çalkantılı ve sıkıcı bir yıl oldu. Daha kötüsü olur mu? Bin beteri olabilir. Umarım bundan kötüsünü görmeyiz.

              Malum olduğu üzere her yıla not vermeye devam ediyorum.

              2011’den bu yana her yıla bir karne verdiğime göre artık geleneksel hale geldi diyebilirim.

              Tüm yılı bir yazıda önemli anlarla özetlemek kişisel gelişimim açısından da çok faydalı oluyor.

              Nerelerden geçtim neler yapıp neler başardım, nelere üzüldüm, nelere sevindim gibi önemli satır başlarını, mihenk taşlarını hatırlamamı sağlıyor bu alışkanlık.

              Önce yazılsın bakalım neler yaşanmış 2016’da benim için sonra da notunu vereyim.
              Yılbaşını güzel arkadaşlarla yoğun bir kar yağışı altında yakın dostlarımızla birlikte Beko terasta karşıladık.

              Karlarla kaplı bir İstanbul’da güzel bir yıla başladığımızı ümit ediyorduk.

              Ocak ayı, 2015 sonlarından sarkan işle alakalı belirsizlikleri sonlandırmak adına kararlı adımlar atmaya başladığım bir aydı. Aynı şekilde yurt dışına tekrar dönmek üzere gerekli olan IELTS sınavını geçtiğim bir dönemdi.

              Ayın son günü ise güzel kuzenim Burcu’nun düğünü için Gaziantep’e gittik. Aileyi görmek güzeldi.

              Şubat ayı içerisinde Belarus’tan güzel insanlar geldi ziyaretimize. Her misafir gelişinde İstanbul’u gezdirirken keyif alıyorum onlar gibi turist gibi gezmek çok mutlu ediyor beni. Bu şehri Turist gibi yaşamak lazım.

              Şubat sonunda TeliaSonera’ya ve Akmerkez’e bir çiğköfte partisi ile veda ettim. Bugüne kadar çalıştığım en sofistike ekipti Telia Eurasia ofisindekiler. Büyük kayıp oldu insanlardan ayrılmak.

              Şubat ayı bir bitişe sahne olurken Mart ayı ise önemli bir başlangıcın kapısını açtı. Çok daha fazla sorumluluk çok daha fazla yetki ve çok daha keyif aldığım bir işe başladım. Çok mantıklı bir adım oldu kariyerimde yeni işim. Yeni iş yeni ev demek oldu ve eşimle birlikteliğimizin 4. yılında 4. evimize taşınmış olduk.

              Yeni ve sosyal hayatımıza çok daha uygun bir lokasyonda yeni hayatımıza başladık. Trafikte geçirdiğim zamanın az olması ve göreceli olarak daha erişilebilir bir bölgeye taşınmış olmamız aile olarak hayat kalitemizi arttırdı.

              Nisan ayında çok büyük bir değişikliğe karar verdim ve yaklaşık 15 yıldır birlikte yaşadığım gözlük ve lenslerimle ilişkimize bir son verdim. Çok ani bir karar oldu ve stratejik olarak hatalı bir zamanı seçtim ve aileden kimseye haber vermedim. Operasyon sonrası çok acı çektim ama iyi ki yapmışım diyorum şu an klavye başındayken.

              Mayıs ayı içerisinde yeni şirketimin genel müdürlüğünün ve üretim tesislerinin bulunduğu Sofya ve diğer Bulgar şehirlerini gezme şansını elde ettim.

              Mayıs ayında belki de en eski arkadaşımı can dostumun mutlu bir evliliğin ilk adımını atarken şahidi oluyordum. Harika bir düğün olmuştu.

              Uzun bir aradan sonra gerçekten yemyeşil bir doğaya döndüğüm, yıllar yıllar sonra samanyolunun tüm gökyüzünü kapladığı bir yeri görüp bir dağ eteğinde yorulup güneş altında uyukladığım harika bir geziye katıldım haziran ayında. Bolu’ya, Kıbrısçık ilçesine gittik tüm iş arkadaşlarımla.

              Temmuz ayında ben ne yaşamış olursam olayım hiçbir kıymeti harbiyesi yok. Zira bir cuma akşamı elimde kadehimle camımdan canlı darbe girişimi izledim. O geceye ait en güzel anı ise 29’uncu kattaki evimin birkaç kat altından geçen helikopterin içindekilerle göz göze gelmem oldu diyebilirim.

              Zaten 15 Temmuz sonrası tüm yıl kendi yaşantımıza odaklanamadık. Her daim gündemde ne olacak bu memleketin hali havası hakimdi.

              Her sene olduğu üzere gene bir tüm ayı hasta olarak geçirme becerimi bu sene Ağustos ayında gösterdim. Yaz günü zatüree olup zaten sıcak olan günleri daha bir azaba çevirdim.

              Eylül ayı ise uzak ara geçirdiğim en güzel, en dolu, en unutulmaz tatili geçirdiğim ay oldu. Ortahlarla 8 kişi İstanbuldan Floridaya çıkartma yaptık. Son parçamızda Washingtondan güneye indi ve unutulmaz anıların olduğu bir tatil geçirdik. Bu tatil dahilinde bir hayalimi gerçekleştirdim. Üstü açık bir Mustang ile Kuzey Amerika’nın en güney noktasına gittik eşimle. Olağanüstü Key West manzarası harika bir tecrübe yaşattı bize. Son olarak evliliğimizin ikinci yılını tamamladık Miami’de. Nice yıllara olsun İnşallah :)

              Ekim ayı ise yine Belarustan eski dostları ağırladığımız bir ay oldu. İki Olge geldi İstanbula ve biz elimizden geldiğince ev sahipliği yaptık onlara.
              Ve elbette Özgür-Can-Ayhan buluşması yıllar yıllar sonra ama sanki en son geçen hafta buluşmuş gibi devam eden bir dostluk bizimkisi.

              Son olarak ise yıllardır gitmek istediğim bir yere gittik Ekim ayında. Kapadokya! Kesinlikle tekrar gideceğim bir yer olacağı kesin.

              Kasım ayında ise bir iş seyahati için yine yollardaydım. Kastamonuyu ziyaret ettim. Arabayla git gel yapmak hem de tek başına biraz zor oluyormuş onu öğrendim.Bir başka Kasım ayı olayında ise 20 yıllık kardeşler ile bir klasiği tekrar ettik ve gene ezeli rakibi eli boş gönderdik.

              Aralık ayı başında yine Belarustan misafirlerimiz vardı. Ne kadar çok gelmişler bu sene hoşgelmişler J Aynı zamanda Bacanaklarla ilk şehir dışı toplantımızı yaptık Bursada.

              Yılın son günlerinde ise çok ümitli olduğum bir programa dahil oldum. Yeditepe Üniversitesi mentorluk programına mentor olarak katıldım ve mentiimle tanıştım.

              Son olarak ise hasta hasta yılbaşını geçirmek üzere güzeller güzeli Minske gittim. Çok özlemişim.

               

              Bir yılın çoook rafine özeti bu kadar işte.

              AAB açısından bakınca muazzam bir yıl ama ülkemiz açısından zor bir yıl olarak geçti. Kendimizi içinde yaşadığımız ülkeden, çevreden soyutlayamayız. Dolayısıyla kendi adıma 8/10 verirken ülke açısından 2/10 veriyorum. Ağırlıklı ortalamasına bakarsa ise 6,5’tan 7 verdim bu yıla.

              İnşallah 2017 yılı içinde biraz uzaklaşma şansımız olur bu stresli ortamdan ve artık daha büyük bir aile oluruz.

              Önceki yıllar:

              2010
              2011
              2012
              2013
              2014
              2015

               

                read more

                Yanindaki

                İnsan en yakinindaki bes kisinin ortalamasi olurmus.

                İcinde bulundugumuz cevre cok onemli. Arkadaslarimiz, is arkadaslarimiz, ortaklarimiz, komsularimiz vs..

                Cok uzak bir ornek belki; Isaac Newton fikirlerinin calinmasindan duydugu huzursuzluk yuzunden bugünki modern fiziğin temelleri olan kanunlari yillarca paylasmaktan cekinmis dunyayla. Sonra bir gun kapisini Edmond Halley çalmış. Halley Kuyrukluyıldızını keşfeden bilim adami olan Halley.

                Gezegenlerin yorungelerinin elips oldugunu biliyoruz ve bunun gunesin cekim gucu ile alakali oldugundan eminiz demis Halley. Lakin bunu kanitlayan bir matematiksel formülümüz yok.

                Newton yanitlamis; Evet evet, kutle cekiminin kuvveti uzakligin karesi oraninda duser.

                Nasil biliyorsunuz bunu diye sormus hemen Halley.

                Dort, bes sene once hesaplamistim deyivermiş Newton da.

                Bunun uzerine en kisa zamanda Halley fon saglamis ve Newtonun buldugu yasalari kitaplastirmis.

                Sonuc olarak Halley Newtonun kapisini calmasa, yakininda olmasa bugun dunya belki yuzlerce yil geride olacakti. İnsanlik bir baska dehanin gelmesini yıllarca bekleyeckti.

                Demem o ki, siz siz olun etrafinizda bagnazlari, capsizlari, at gozlugu takanlari bulundurmayin. Elbet bir halley bir Newton sokakta sizi beklemiyor ama entellektüel olarak dunya gorusu olarak en az sizin kadar gelişmiş insanlarla bir arada olmaya ozen gosterin :)

                  read more

                  Tecrübe ve çok çalışmak

                  Hayat enteresan dolayısıyla iş hayatı da.

                  Her ikisinde de çok önemli iki başarı faktörü var.

                  1. Çok çalışmak
                  2. Tecrübe

                  Güzel olan kısmı birinci maddenin ikinci maddeyi besliyor olması.

                  Tecrübenin önemli olduğunu lise son sınıftayken kendi yaşadığım bir olayla bire bir tecrübe (!) etmiştim.

                  Anlatayım…

                  Okuduğum lisenin basketbol takım kaptanıydım. Son 5 yılda hem ilde hem bölgede 10dan fazla kupa kaldırmıştık. Artık lisede son yılımızda olmamız sebebiyle üniversite sınavı basketbol sevdasının önüne geçmeye başlamıştı. Sınav sisteminin okul puanına önem vermesi sebebiyle de bizim okuldan kolejlere geçişler yaşanmıştı.

                  İşin özünde biz yaşlanmış (!) idman yerine dershanelere gittiğimiz için de hamlamıştık.

                  Yine de sağlam takımdık evelallah.

                  Eski gücümüzden uzak olduğumuzun farkında olan rakipler de iştahlanmıştı elbette.

                  Neyse gel zaman git zaman o senenin finaline kadar çıktık yine. Finalde eski takım arkadaşlarımızı da içeren bir kolej takımı ile eşleştik.

                  Rakibin en güvendiği oyuncularından biri de yine bizden gitme ve benimle aynı pozisyonda oynayan bir arkadaşımdı. Benden çok daha atletik ve benden çok daha fiziksel olarak hazırdı. Lakin bir o kadar da tecrübe eksikliği vardı.

                  Maç boyunca hem hücumda hem savunmada beni çok zorlasa da final maçında ve dolayısıyla jubile maçımda triple double yapmamı engelleyemedi.

                  Bir önceki seneye göre 10 kilodan fazla almış, formanın içine sığamıyordum. Tecrübeyle beraber (göreceli tecrübe) büyümüş götüme rağmen rakibimi alt edebildim. Tecrübenin kazandırdığı kimi refleksler, takımı tanıyor olmak, rakibi aldatıcı koşular, mimikler, jestler, moral bozucu konuşmalar, çamurluklar, vs…

                  O gün bugündür tecrübeye inancım sonsuz.

                  Son günlerde ise daha önce defaetla bana söylenen çok çalışmanın ne kadar önemli olduğunu her geçen gün daha iyi anlıyorum.

                  İş hayatında geride bıraktığım yıllarda hep yönetcilerimden beklentiler içindeydim. Sadece iş hayatında değil özel hayatında da kendi göbeğini kendin keseceksin birader. Kimse seni senin düşündüğün kadar düşünmeyecektir.

                  Geldiğimiz şu günde ise geçtiğimiz yıllarda kaybettiğim zamanı kendi eforumla, ekstra çalışarak kapatmaya çalışıyorum.

                  Bulunduğum konum itibari ile kağıt üstünde birşeyler kaybetmemiş görünsem de içten içe eksik kalan yanlarım için maziye bakıp dişlerimi gıcırdatıp yumruğumu sıkıyorum.

                  Amerikayı yeniden keşfetmeye gerek yok baba nasihati dinle yeter:

                  1. İşleyen demir ışıldar
                  2. Oku adam ol baban gibi, eşek olma! (Hem okumaya hem de dilbilgisine gönderi var :) )

                  Sözün özü: Çalış çalış çalış!

                    read more

                    Kapak

                    Bu hafta Çarşamba gidip Cuma günü döndüm bir iş seyahatinden.

                    Giderken de gelirken de birkaç aynı sima aynı uçaklardaydık. Ancak bir tip vardı ki hani derler ya götü başı ayrı oynuyor tam da o tiplerden biri.

                    Dışardan bakınca kallavi sanırsın takım elbise boy pos falan ama harbi tavır, duruş, konuşma biçimi tam da yukarıdaki değiş gibi.

                    Küçük dağları ben yaratmışım havasının yanında konuşmalar Saldıray abi efemineliği taşıyor elemanda.

                    Bu kadar gözlemi hem ilk uçuşta bir arka sırasında oturduğum hem de ikinci uçuş sonrası terminale giderken otobüste kulak misafiri olacak kadar yakınında olduğum için yapma şansım oldu.

                    Zaten otobüsteki bedeninin kuzey ve güney kısımlarının farklı eksenlerde salındıklarını fark etmemiş olsam (yazar burada “göt-baş”a vurgu yapıyor) bu yazıyı yazmayacaktım.

                    İlk uçuş için herkes yerini almış, bording kompilitıd, kemerler takılı, acil çıkışlar ön orta ve arka olarak gösterilmiş, taksi yapıyoruz pistin başına gitmek için. (Ortalama üstü uçuş yaptığı için artizlik yapıyor yazar) bu yukarıdakiler-aşağıdakiler arası uyumsuzluk devam eden eleman ise bir Barack bir Angela bir Vladimir modunda dünyanı kurtarırken hostes hanım ikinci defa uyarıyor telefonunu kapatması için.

                    Sallamıyor beriki, sonra aynı sıradan bir başka yolcu İngilizce uyarıyor bunu. Nasıl dokunduysa aşağılık (!) biri tarafından uyarılmak hemen bağırıp çağırmaya başlıyor sıranın öbür ucuna doğru kasıntı aksanlı bir İngilizceyle.

                    Yalanı yok akıcı ama yapışkan bir aksanı var. Heralde dudak ve dil de ayrı oynuyor diğer organlar gibi. Uyaran kişi ise birçoğumuz gibi kendi ana dili aksanıyla konuşuyor çok da iyi olmayan İngilizcesiyle.

                    Bir anda o kadar mide bozucu bir yavşaklıkla laf ebeliği yapıp bir manevra yapıyor ki o nokta oracılığa kusmak istedim. Tam da ensesine ensesine hem de!

                    – “You cant talk to me with your looser accent.” (Bu ezik aksanınla bana laf söyleyemezsin) “Go and learn English” (Git İngilizce öğren)

                    Artık ingilizce konuşmayı ne kadar avam bir şey zannediyorsa efendi. Lafı gediğine oturttuğunu zannediyor.

                    Buna rağmen karşısından gelen cevaba ise sadece Türkçe küfrederek mayasında ne kadar çok sdsmlık(!) (daha çok kaypaklık ya aslında) olduğunu gösteriyor.

                    Gelen cevap:

                    – “I know English, you better go and learn how to be a decent HUMAN!” (Ben İngilizce biliyorum en iyisi sen git nasıl düzgün bir İNSAN olunu onu öğren)

                    Hani şu videolar var ya son zamanda çok meşhur olan Thug Life diye tam o videoluk bir andı işte. Keşke bi usb girişimiz olsa da beyindeki o anıyı bilgisayara atıp Thug Life videosu yapabilsem diye pis pis sırıtıyordum o anda.

                    İçimdeki kusma isteği de bu kapakla yerini uçuşan kelebeklere bıraktı:)

                      read more
                      1 2 3 4 31