Zagreb’teki güneş sistemi

Temmuz 2017’de Zagreb’i ziyaret ettiğimde oradaki iş arkadaşlarım bana ufak bir şehir turu yaptırdılar ve şehre gizlenmiş bilimsel bir sanat projesinden bahsettiler.

İlk başta bir kolonun üzerine monte edilmiş küçük bir nokta olan Merkür’ü görünce pek anlam verememiştim ama turun geri kalanında 2 metre çapında bronzdan yapılma Güneş’i görünce projenin ana fikri kafama dank etti.

1971 yılında Dünyaya inmiş Güneş olarak şehre yerleştirilen bu bronz küre 2004 yılına kadar şehir içinde birkaç kere yer değilştirmiş. Sonrasında 2004 yılında şu anda bulunduğu yere getirilen bu güneşin etrafınaşehrin farklı noktalarına denk gelecek şekilde güneş sistemini temsilen 9 gezegen serpiştirilmiş .

Lakin bu serpiştirilme yapılırken gezegenlerin güneşe olan orjinal uzaklıkları ve büyüklük oranlarına birebir sadık kalınmış. Şehri gezmek isteyen yerel ve yabancı turistler için ise bu gezegenleri şehir içinde keşfetmek bir tür macera haline gelmiş.

Elbette işin kolayına kaçıp wikipediadan veya projenin kendi sitesinden gezegenlerin ve güneşin lokasyonlarına ulaşmak elinizde. Açıkçası turizm, sanat ve bilimi birleştiren bu projeye ben hayran oldum doğrusu. Tüm gezegenleri keşfetme şansım olmadı elbette ama bir daha ziyaret edersem bu konuya biraz zaman ayırmayı kafaya koydum.

Şehir turumuza devam ederken keşke benzer zeka ürünü eserler bizim şehirlerimizde de olsa diye içimden geçti.

 

This slideshow requires JavaScript.

 

    read more

    Temmuz 2017 – Zagreb, Hırvatistan

    Temmuz ayı içerisinde bir iş seyahati sebebiyle Zagreb’te 4 gün geçirdim.

    Yepyeni bir havaalanı ile beni karşılayan Zagreb’in bu kadar güzel bir şehir olduğunu bilmiyordum doğrusu.
    2-3 gün sonra oradaki iş arkadaşlarıma ne kadar güzel bir şehrmiş beklediğimden çok çok daha etkileyici dedikten sonra onlar da bana ‘Nasıl bir şehir bekliyordun?’ diye sordular.
    Açıkçası bu soruya bir cevap veremedim zira gtmeden önce bir fikrim yoktu Zagreb hakkında.

    Aklımda kalanları madde madde yazacağım:

    1. Yemyeşil bir şehir
    2. Şehrin her yanında kocaman parklar var ve insanlar parklarda zaman geçiriyorlar
    3. Yazın şehir parklarında her akşam ücretsiz konserler oluyor
    4. Birçok müze var. Gezme şansım olmadı ama Drazan Petroviç müzesini görmeyi çok isterdim
    5. Hemen herkes İngilizce konuşabiliyor.
    6. Bir sanat projesi olarak şehrin içine güneş sistemini gizlemişler. Harika bir proje bence (Detaylar için ilgili yazı)
    7. Temiz, düzenli ve güvenli bir şehir.
    8. Şehir merkezindeki tüm sokaklarda harika kafe, restoran ve barlar var. Hiç bu kadar çok ve dolu sokak kafesi görmemiştim.
    9. Türkçe ile birçok ortak kelime var; cep, çorap, çizme, kat, pamuk, vs benim denk geldiklerim.
    10. Şehrin ana meydanındaki heykel şehrin Macarlardan kurtuluşunu temsilen Macaristan yönünü bir kılıçla işaret ediyor.
    11. Tarihi binalarına çok iyi bakıyorlar ve modern binaları ile çok iyi harmanlayabiliyorlar.
    12. Nikola Tesla’nın memleketi
    13. İstiklal caddemizin eski haline benzeyen kafe ve barlarla çevrili bir caddeleri var.

    Kesinlikle gidilip görülmesi gereken bir şehir. Ben turistik amaçla da gidip sindire sindire 3-4 gün ayırarak gezeceğim.

    Çektiğim birkaç fotograftan oluşan albüm aşağıda.

    This slideshow requires JavaScript.

      read more

      Seyahat etmek mi skor yapmak mı?

      Seyahat etmeyi, yeni yerler görmeyi çok seviyorum. Seyahat konusunda mümkün olduğunca fırsat yaratmaya çalışıyorum.

      Ancak çevremde son zamanlarda gözlemlediğim bir durum var. Bizim insanımız diye genelleme yapmayı sevmesem de üzülerek gözlemliyorum ki durumumuz birazdan açıklayacağım şekilde. İnsanlarımız bir başka ülkeyi ziyaret ettiklerinde o şehir bu şehir gezip şehirleri, kültürleri tam anlamıyla inceleme şansı bulmadan sırf daha fazla yer gördüm diyebilmek için dolanıp duruyorlar. Bunda elbette çalışma hayatlarımızdaki kısa süreli izin alma alışkanlığının da bir etkisi var. Zira adamın 7 gün izni var gidişi geliş sürelerini çıkart kaldı 5 gün. 5 günde 3 şehir gezdim diyor. Hayır üstad sen 3 şehir gezmedin 3 farklı şehri resimleri çekerken telefon ekranından izledin sadece. (Telefon ekranı konusu da ayrı bir yazı konusu.)

      Diğer ülkelerde ise en az 2 haftayı tek parça halinde izin alabiliyor insanlar. Hal böyle olunca misal İspanya’ya gidip, Barselona, Madrid, Endülüs’ü 10-12 günde doya doya gezebiliyor insanlar.

      Madem bizim 12 günümüz yok 5 günümüz var. O halde skor yapmak yerine az şehir gezip acele etmeden, yollarda kıymetli zamanlarımızı harcamadan sindire sindire gezmemiz lazım.

      Bence yabancı bir şehri gezerken şunlara özen göstermek o şehri ve kültürünü daha yakından tanımanıza yardımcı olacaktır kanaatindeyim:

      1. Yerel halkla tanışıp iletişim kurmayı deneyin.
      2. Toplu taşımayı kullanıp insanları gözlemleyin.
      3. Turistik yerlerde değil ara sokaklardaki kafelerde restoranlarda yemek yiyin, kahve için.
      4. Ziyaret öncesinde Couchsurfing gibi siteleri kullanarak size yoldaşlık yapacak gonüllülerle irtibata geçin.
      5. Yürüyün! Bir şehir en güzel yürüyerek keşfedilir.
      6. Gittiğiniz ülkenin ana dilinden 10-15 klimeyi öğrenin. Hayatınızı kolaylaştırır.

      Sonuç olarak  “When in Rome do as Romans do”* mottosunu akıldan çıkartmadan ziyaret ettiğiniz ülkedeki yerel halk gibi zaman geçirmek entellektüel gelişim için çok daha verimli olacaktır.

      Gezin, tozun, dünyayı tecrübe edin!

      *Romadayken Romalılar gibi davran.

       

        read more

        Görelilik teorisi

        Aynştayn, Başkan Roosevelt’e görelilik teorisini onun anlayabileceği biçimde anlatır:

        ”Eğer sıcak kömür üstünde duruyorsan bir saniye sana sonsuzmuş gibi gelecektir. Diğer taraftan; güzel bir kadınla yatakta geçireceğin bir saat ise  göz açıp kapayana kadar sona erecektir”

        İşte görelilik teorisinin özeti bu şekildedir.

        Einstein explains theory of relativity to President Roosevelt in the way that he can understands:

        “If you were standing on hot coals a second feels like an eternity.
        When you are in bed with a beautiful woman an hour passes in the split of a second!”

          read more

          Urfayi ziyaret etmek icin 63 sebep

          Peygamberler şehri, ŞANLI şehir Urfamızı ziyaret etmek için 63 sebep:

          1. 3 dinin kutsal saydığı İbrahim Peygamber’in doğum yeridir.
          2. Balıklıgöl’ün simgesi olduğu şehirdir.
          3. Dünyanın en eski tapınağı Göbekli Tepe Urfadadır.
          4. Amazonları dahi resmeden dünyanın en büyük mozaiklerine ev sahipliği yapar.
          5. Çiğ köftenin doğduğu yerdir.
          6. Sıra gecelerinin anavatanıdır.
          7. Dünyanın ilk üniversitesi olduğu iddia edilen Harran Üniversitesi Urfadadır.
          8. Urfa, Medeniyetin doğduğu Mezapotamyada yer almaktadır.
          9. Türkiye tarihinin en büyük yatırımlarından bir olan Atatürk Barajına ev sahipliği yapar.
          10. Kazancı Bedih, Seyfettin Sucu, Abdullah Uyanık, İbrahim Tatlıses gibi değerlerin doğum yeridir.
          11. Kurtuluş savaşında gösterdiği kahramanlıklar sonucunda ŞANLI bir şehirdir.
          12. Mustafa Kemal Atatürk adına ilk dikilen anıt Şanlıurfadadır. (1917)
          13. Şıllık tatlısını sadece Urfada yiyebilirsiniz.
          14. İsot, isot reçeli (biber salçası) Urfanın lezzetleridir.
          15. Harran’ın konik evleri dünyaca meşhurdur.
          16. Tarihi İpek yolu üzerinde konumlanmıştır.
          17. İpek yolu üzerinde olması sebebiyle birçok Hana ev sahipliği yapmaktadır.
          18. Urfanın etrafında dumanlı dağlar gerçekten vardır.
          19. Güzel yüzlü ceylanları Ceylanpınarı ilçesinde görebilirsiniz.
          20. Birecikte nesli tükenmekte olan olan Kelaynakları görebilirsiniz.
          21. Halfetide dünyada tek olan Siyah Gülleri görebilirsiniz.
          22. Boranıyı, lıklıkı köfteyi, ağzı açığı, tepsi kebabını, çömleği sadece Urfada yiyebilirsiniz.
          23. Hazreti Eyübün sabır ettiği mağarayı ziyaret edebilirsiniz.
          24. Yazın sıcaktan kışın soğuktan koruyan Urfa taşından yapılmış güzel tarihi evleri konakları görebilirsiniz.
          25. Hz. Yakup, Hz Yuşa, Hz. Elyasa, Hz. Şuayp gibi birçok peygamber mekanını ziyaret edebilirsiniz.
          26. Saidi Nursi Urfada vefat etmiştir.
          27. Yaz günleri serinlmek için Meyan Kökünden yapılmış Biyan Balını sadece Urfada içebilirsiniz.
          28. Hakiki Mırrayı sadece Urfada içebilirsiniz.
          29. 12 bin yıllık tarihi eserleri içeren bir müzeyi dünyada başka bir yerde bulamazsınız.
          30. Sular altında kalmış bir ilçeyi (Halfeti) tekne turu ile gezebilirsiniz.
          31. Gumruk hanında oturup kaçak çay içebilirsiniz.
          32. Sade yağ kullanılarak yapılan kadayıf ve baklavanın tadına bakabilirsiniz.
          33. Sabah kahvaltısında ciğer kebabı yiyebilirsiniz
          34. Kahvaltıda taze taze tırnaklı ekmeğe pişmiş isotu katık edip Urfa peyniri ile yiyebilirsiniz.
          35. 1300 yıllık tarihi Urfa kalesine çıkıp şehri kuş bakışı görebilirsiniz.
          36. 12 Havari Kilisesini gezin (Fırfırlı Camii)
          37. Sogmatar tarihi kalıntılarını gezebilirsiniz.
          38. Hz. İbrahimin doğduğu mağarada kutsal sudan içebilirsiniz.
          39. Lahmacun diye bildiğiniz Kıymalı ekmeği Urfada yiyebilirsiniz.
          40. El emeği göz nuru nice bakır işlemesi ürününü inceleyip satın alabilirsiniz.
          41. Defalarca kaynatılmış katran karası Mırra’yı doğduğu topraklarda içebilirsiniz.
          42. Harran kubbesi denen hem kolay hem çok lezzetli yemeği her köşe başında her mahallede olan fırınlarda pişirtip yiyebilirsiniz.
          43. Aynı fırınlarda küncülü (susam) ekmek ve lavaş diye bilinen açık ekmekten yiyebilirsiniz.
          44. Şam, Antep fıstığı olarak bilinen fıstığın asıl üretildiği topraklarda yaş fıstık olarak bulup, yiyebilirsiniz.
          45. Kimileri ikinci el bir araba fiyatına satılan kuşları ve kuşçuluk hobisini yerinde görebilirsiniz.
            read more

            Adamsın adam!

            Adam gibi adam? Ben adamım! Çok karakterli adamım. Efendiyim! Şerefli camiayım. Ben varya ben, ben adamın harman olduğu yerdenim. Gurur abidesiyim.

            Kendi kendini böyle konumlandıran insanlar, camialar, topluluklar hep eksikliklerini kapatmaya çalışıyormuş gibi geliyorlar bana.

            Madem bir özelliğin olduğuna inanıyorsun bırak bunu başkası söylesin. Sen kendi kendini övünce çok kıymetsiz oluyor yahu!

             

              read more

              Hayat sizlerle güzel

              Herbiriniz, binlerce kilometre öteden arayan da en yakınım da olan da, bugünümü en güzel doğum günüm eylediniz.

              Yıllarca biriken, dostluklarını, sevgilerini, yoldaşlıklarını, hayatını, hayalini, gününü, bugününü, yarını benimle paylaşmaya layık gören herbiriniz iyi ki varsınız.

              Bugün bir kere daha anladım ki; hayat aileyle, aile gibi olan dostlarla ve arkadaşlarla güzel.

              Sayenizde bir sene daha yaşadım! Sizlerle nice yaşamlara :)

                read more

                Balance sheet – Statement of Financial Positions – Bilanço

                Balance sheet | Statement of Financial Positions | Bilanço

                Birçoğumuzun üniversitede yada iş hayatında duyduğu bir cümle vardır bilançolar için:

                Bilanço, oluşturulduğu tarihte şirketin fotografını çeken meziyete sahip rapordur.

                Ne kadar anlaşılır değil mi? Fotograf nere bilanço nere kardeşim. Peki ne vardır bu bilançoda?

                Aktif var Pasif vaar bir de öz kaynaklar var. Peki aktif ne pasif ne? Benim bildiğim ve anladığım aktif hareketli, yerinde duramayan olan pasif ise çekingen, ürkek, yerinde duran şeyleri çağrıştırıyor.

                Bir de şöyle bir eşitlik verilir daha ilk günden:

                Aktif = Pasif + Özkaynaklar

                Bu ne yahu? Neden bahsediyorsunuz siz?

                Güzel kardeşim Aktif (Asset) sahip oldukların yani Varlıkların, Pasif(Libilities) ise Yükümlülüklerin. Bunların arasındaki fark ise şirket sahibi olarak sana kalanlar.

                Yukarıda ki eşitliği aslında kitaplarda ve genel kullanımda şöyle biliriz:

                Şimdi biraz daha alt kırılımlara inelim ve bilanço kalemlerine bakalım.

                Aktiflerin altında ne var?

                Duran varlıklar ve Dönen Varlıklar. Dönenle duran varlıkları toplayıp ne diyoruz bunlara? Aktifler. A birdader deyiver bunlara Varlıklar sen de rahat et biz de edelim. Yok illa kafa karıştırıcı olmak lazım.

                Dönen varlıklar – Current Assets

                Tanımı:

                İşletmenin faaliyeti dönemi içinde yer alan ve sağladığı yarar o dönem içinde sona eren varlıklardır. Dönen varlıklar grubunda bir yıl veya daha kısa süre içinde paraya çevrilebilecek değerler yer alır. Dönen varlıklar grubundaki hesap kodlarının hepsi 1 ile başlamaktadır. (Kaynak)

                Meali, şirketin istediği ya hiç kayba uğramadan ya da çok az bir kayba uğrayarak bankada hesabında veya şirkette kasasında yada patronun cebinde görebileceği nakit veya nakite eş değer herşey.

                Kasa (kasanın kendisini satacan da para kazanacan sanki), çek, senet, ticari alacaklar (müşteriye mali satmışsın ama daha parasını almamışsın ya ha işte onlar. Müşterinin sana olan borcu yani.), peşin ödenen giderler (hem peşin ödemişim hem de benim varlığım bak hele), envanterler.

                Sıra sıra gidelim:

                Kasa: Kasa demek o gün elindeki nakit para ne kadarsa o demek. (Cash)
                Banka: Banka hesaplarında ki para (Bank)
                Ticari alacaklar: Peşin olarak satmadığın ve henüz tahsilatını yapmadığın piyasanın sana borcu olan tutar (Accounts Recievable: AR)
                Envanter: Deponda duran mallar. Stokların yani. (Inventory)
                Peşin ödenen giderler: Diyelim ki ofisin kiralık ve sen ofisin bir yıllık kirasını peşin vermişsin. Bu demek oluyor ki sen bu ofisi bir yıl daha kullanabilme hakkına sahipsin. İşte bu kalem aslında o hakkın parasal karşılığı. (Prepaid Expenses)

                Duran Varlıklar – Fixed Assets (Long term asset)

                 

                  read more

                  Finans Dili

                  Şubat 2017 itibariyle iş hayatında tam 10 yılı geride bırakmış oluyorum. Bu geçen zaman içerisinde 4 ayrı şirkette 2 ayrı sektörce 10’dan fazla farklı ülke ile çalışma fırsatı yakaladım. Bir finans profesyoneli olarak şunu söyleyebilirim ki işimi gerçekten çok seviyorum. Lakin, özellikle son yıl içerisinde çok derinden hissettiğim bir durum var. O da hem üniversite hayatım boyunca hem de neredeyse tüm iş hayatım boyunca İngilizce olarak öğrendiğim ve kullandığım birçok terimin, konseptin, kurgunun, hesaplamanın, vs Türkçe karşılıklarının gerçekten kafa karıştırıcı olması.

                  Özellikle bu sorunu son bir aydır her hafta sonu bir fiil katıldığım yaklaşık 12-13 ayrı şirketten finans yöneticilerinin katıldığı ve hem iş dünyasında hem de akademik dünyadan eğitmenlerin eğitimler verdiği programda çok daha yakından tespit ettim.

                  İş dünyasının ana dili İngilizce ve dolayısıyla finansın da dili İngilizce. Ben İngilizce öğrendiğim ve tatbik ettiğim, tartıştığım, literatür araştırdığım konuları günlük işlerde Türkçe konuşamadığımı fark ettim.

                  Bunun iki sebebi var:

                  1. Benim konuları ve terimleri Türkçe yeterince bilmemem (Utanç verici evet)
                  2. Türkçe çevirilerin gerçekten başarısız olması (Kullandığımız çoğu terim Türkçe bile değil zaten. Misal: Defter-i Kebir, mutabakat, yevmiye fişi, vs..)

                  Şu sıralar kendimi teorik bilgi olarak mümkün olduğunca doyurmaya çalışıyorum. Bu konuda elimden geleni fazlasıyla yapmaya özen gösteriyorun. Hem maddi hem de zaman açısından her türlü kaynağı ayırıyor ve bundan keyif alıyorum.

                  Bu akşam ise hem kendime not olacak hem de ihtiyacı olupta googleda arama yapacak kimselere faydası olması için konu konu İngilizce Finans terimlerinin Türkçe olarak yazmaya karar verdim. Olabildiğince akademik ve yapısal kurgudan uzak bir finans stajyerine anlatır gibi yazacağım. Hatalarım olabilir varsın olsun ya siz uyarırsınız ya da başka zaman bir yerde öğrenir düzeltirim.

                  Yazıları Finans Dili kategorisi altında bulunduracağım. Her yeni yazıyı ise bu yazının altına linkleyeceğim. Dolayısıyla ikisini de bir fihrist gibi kullanabilirsiniz.

                  Bana pekiştirme için faydası olacağı muhakkak. Umarım sizlerin de işine yarar o veya bu şekilde.

                    read more

                    2016 – Ne yildi ama?

                    2016’ya not vermek benim haddime değil zira çok çalkantılı ve sıkıcı bir yıl oldu. Daha kötüsü olur mu? Bin beteri olabilir. Umarım bundan kötüsünü görmeyiz.

                    Malum olduğu üzere her yıla not vermeye devam ediyorum.

                    2011’den bu yana her yıla bir karne verdiğime göre artık geleneksel hale geldi diyebilirim.

                    Tüm yılı bir yazıda önemli anlarla özetlemek kişisel gelişimim açısından da çok faydalı oluyor.

                    Nerelerden geçtim neler yapıp neler başardım, nelere üzüldüm, nelere sevindim gibi önemli satır başlarını, mihenk taşlarını hatırlamamı sağlıyor bu alışkanlık.

                    Önce yazılsın bakalım neler yaşanmış 2016’da benim için sonra da notunu vereyim.
                    Yılbaşını güzel arkadaşlarla yoğun bir kar yağışı altında yakın dostlarımızla birlikte Beko terasta karşıladık.

                    Karlarla kaplı bir İstanbul’da güzel bir yıla başladığımızı ümit ediyorduk.

                    Ocak ayı, 2015 sonlarından sarkan işle alakalı belirsizlikleri sonlandırmak adına kararlı adımlar atmaya başladığım bir aydı. Aynı şekilde yurt dışına tekrar dönmek üzere gerekli olan IELTS sınavını geçtiğim bir dönemdi.

                    Ayın son günü ise güzel kuzenim Burcu’nun düğünü için Gaziantep’e gittik. Aileyi görmek güzeldi.

                    Şubat ayı içerisinde Belarus’tan güzel insanlar geldi ziyaretimize. Her misafir gelişinde İstanbul’u gezdirirken keyif alıyorum onlar gibi turist gibi gezmek çok mutlu ediyor beni. Bu şehri Turist gibi yaşamak lazım.

                    Şubat sonunda TeliaSonera’ya ve Akmerkez’e bir çiğköfte partisi ile veda ettim. Bugüne kadar çalıştığım en sofistike ekipti Telia Eurasia ofisindekiler. Büyük kayıp oldu insanlardan ayrılmak.

                    Şubat ayı bir bitişe sahne olurken Mart ayı ise önemli bir başlangıcın kapısını açtı. Çok daha fazla sorumluluk çok daha fazla yetki ve çok daha keyif aldığım bir işe başladım. Çok mantıklı bir adım oldu kariyerimde yeni işim. Yeni iş yeni ev demek oldu ve eşimle birlikteliğimizin 4. yılında 4. evimize taşınmış olduk.

                    Yeni ve sosyal hayatımıza çok daha uygun bir lokasyonda yeni hayatımıza başladık. Trafikte geçirdiğim zamanın az olması ve göreceli olarak daha erişilebilir bir bölgeye taşınmış olmamız aile olarak hayat kalitemizi arttırdı.

                    Nisan ayında çok büyük bir değişikliğe karar verdim ve yaklaşık 15 yıldır birlikte yaşadığım gözlük ve lenslerimle ilişkimize bir son verdim. Çok ani bir karar oldu ve stratejik olarak hatalı bir zamanı seçtim ve aileden kimseye haber vermedim. Operasyon sonrası çok acı çektim ama iyi ki yapmışım diyorum şu an klavye başındayken.

                    Mayıs ayı içerisinde yeni şirketimin genel müdürlüğünün ve üretim tesislerinin bulunduğu Sofya ve diğer Bulgar şehirlerini gezme şansını elde ettim.

                    Mayıs ayında belki de en eski arkadaşımı can dostumun mutlu bir evliliğin ilk adımını atarken şahidi oluyordum. Harika bir düğün olmuştu.

                    Uzun bir aradan sonra gerçekten yemyeşil bir doğaya döndüğüm, yıllar yıllar sonra samanyolunun tüm gökyüzünü kapladığı bir yeri görüp bir dağ eteğinde yorulup güneş altında uyukladığım harika bir geziye katıldım haziran ayında. Bolu’ya, Kıbrısçık ilçesine gittik tüm iş arkadaşlarımla.

                    Temmuz ayında ben ne yaşamış olursam olayım hiçbir kıymeti harbiyesi yok. Zira bir cuma akşamı elimde kadehimle camımdan canlı darbe girişimi izledim. O geceye ait en güzel anı ise 29’uncu kattaki evimin birkaç kat altından geçen helikopterin içindekilerle göz göze gelmem oldu diyebilirim.

                    Zaten 15 Temmuz sonrası tüm yıl kendi yaşantımıza odaklanamadık. Her daim gündemde ne olacak bu memleketin hali havası hakimdi.

                    Her sene olduğu üzere gene bir tüm ayı hasta olarak geçirme becerimi bu sene Ağustos ayında gösterdim. Yaz günü zatüree olup zaten sıcak olan günleri daha bir azaba çevirdim.

                    Eylül ayı ise uzak ara geçirdiğim en güzel, en dolu, en unutulmaz tatili geçirdiğim ay oldu. Ortahlarla 8 kişi İstanbuldan Floridaya çıkartma yaptık. Son parçamızda Washingtondan güneye indi ve unutulmaz anıların olduğu bir tatil geçirdik. Bu tatil dahilinde bir hayalimi gerçekleştirdim. Üstü açık bir Mustang ile Kuzey Amerika’nın en güney noktasına gittik eşimle. Olağanüstü Key West manzarası harika bir tecrübe yaşattı bize. Son olarak evliliğimizin ikinci yılını tamamladık Miami’de. Nice yıllara olsun İnşallah :)

                    Ekim ayı ise yine Belarustan eski dostları ağırladığımız bir ay oldu. İki Olge geldi İstanbula ve biz elimizden geldiğince ev sahipliği yaptık onlara.
                    Ve elbette Özgür-Can-Ayhan buluşması yıllar yıllar sonra ama sanki en son geçen hafta buluşmuş gibi devam eden bir dostluk bizimkisi.

                    Son olarak ise yıllardır gitmek istediğim bir yere gittik Ekim ayında. Kapadokya! Kesinlikle tekrar gideceğim bir yer olacağı kesin.

                    Kasım ayında ise bir iş seyahati için yine yollardaydım. Kastamonuyu ziyaret ettim. Arabayla git gel yapmak hem de tek başına biraz zor oluyormuş onu öğrendim.Bir başka Kasım ayı olayında ise 20 yıllık kardeşler ile bir klasiği tekrar ettik ve gene ezeli rakibi eli boş gönderdik.

                    Aralık ayı başında yine Belarustan misafirlerimiz vardı. Ne kadar çok gelmişler bu sene hoşgelmişler J Aynı zamanda Bacanaklarla ilk şehir dışı toplantımızı yaptık Bursada.

                    Yılın son günlerinde ise çok ümitli olduğum bir programa dahil oldum. Yeditepe Üniversitesi mentorluk programına mentor olarak katıldım ve mentiimle tanıştım.

                    Son olarak ise hasta hasta yılbaşını geçirmek üzere güzeller güzeli Minske gittim. Çok özlemişim.

                     

                    Bir yılın çoook rafine özeti bu kadar işte.

                    AAB açısından bakınca muazzam bir yıl ama ülkemiz açısından zor bir yıl olarak geçti. Kendimizi içinde yaşadığımız ülkeden, çevreden soyutlayamayız. Dolayısıyla kendi adıma 8/10 verirken ülke açısından 2/10 veriyorum. Ağırlıklı ortalamasına bakarsa ise 6,5’tan 7 verdim bu yıla.

                    İnşallah 2017 yılı içinde biraz uzaklaşma şansımız olur bu stresli ortamdan ve artık daha büyük bir aile oluruz.

                    Önceki yıllar:

                    2010
                    2011
                    2012
                    2013
                    2014
                    2015

                     

                      read more
                      1 2 3 4 31