Category : fikiriscisi

Onsuz olmaz

Zor bir gündü bugün bizim için.

Ülke değiştirme ihtimalimiz vaki olduğundan bu yana kafamızdaki en büyük soru işareti Pera’yı nasıl taşıyacağımız hakkındaydı.

Evrak hazırlıkları, veteriner işemleri, uçak rezervasyonu, havaalanı transferi ve bunlar gibi birçok detayı ince ince düşünmek gerekiyordu.

Sabah 6da İstanbulda başlayan yolculuğumuz saat 16 itibariyle Kievdeki evimizde son buldu. En çok yıpranan ne olup bittiğini anlamayan Pera olurken biz de Natiyle açıkçası zihnen ve duygusal olarak baya yorulduk.

Neyse ki sonu istediğimiz gibi biten bir gün yaşadık ve yeni hayatımıza başlarken en büyük zorluk olan konuyu bertaraf etmiş olduk.

Artık önümüze bakma zamanı…

Daha önce Minskten İstanbul’a gelirken yaşadıklarımızı yazmıştım. Yakın zamanda bu yolculuğunda hikayesini paylaşacağım.

 

 

read more

Sosyal medya

Çok uzun zaman oldu bloglarımda son postumu yazdığım günden bu yana. Hatta ve hatta blog adresimi dahi değiştirdim bu süreçte. fikiriscisi.com artık yeni yaşamına birlik.org adresinde devam edecek.

Son zamanları ise sosyal medyayı hayatımdan çıkartmış olmanın hem iyi hem de olumsuz yanlarını gözlemleyerek geçiriyorum. İyi yanı şu ki, lüzumsuz geçirdiğim ekran zamanını minimize etmiş oldum. Olumsuz yanı ise sosyal çevremden faydalı olabilecek güncellemeleri alamaz oldum.

Bu sebeple önce instagram hesabımı yeniden aktive ettim. Çok fazla lüzumsuz hesap takip ettiğimi fark ettim. Saçma sapan video ve fotograf yayınlayan tüm hesapların takibini bıraktım. Aynı zamanda hayat kesitlerinin ilgimi çekmediği uzak tanıdık kimseleri de temizledim. Dolayısıyla timelineda rafine birkaç hesap kaldı ve onların postlarını takip etmek de günde en fazla 3-4 dk gibi bir süre alır duruma geldi. Dolayısıyla bu süreci gerçekten kendi lehime olacak şekilde optimize ettim. Zaman içerisinde düzenli olarak temizliğe devam edeceğim.

Bu sabah uyandığımda Amerika kıtasındaki palyaçonun savaş çığırtkanlığı yaptığını ve Suriye’ye saldırdığını görünce direkt olarak aklıma twitter geldi. Kapattığım hesabımı aktive etmeye çalışırken hesabımı artık geri alamayacağım bilgisi ile karşılaştım ki bu benim için gerçekten bir şok oldu. Zira ben twittera her daim hayat ve fikir yolumun ayak izleri gibi bakıyordum. Geri dönüp 3-4 yıl önce yazdığım twitleri okuyunca düşünce tarzımın değişimini gözlemleyebildiğim bir günlüktü aslında. Diğer açıdan bakınca da oraya yazarak boşalttığım içimi artık kendi blog sayfama dökemez olmuştum. Yani micro blog sitesi aslında asıl blok sitemi kanibialize ediyordu.

Dolayısıyla günlüklerini kaybetmiş bir seyyah gibi hissediyorum şu anda. O hesabı geri alamazsam yeni bir hesap açacağım. Ancak yeni hesapta sadece takip yapacağım ve bu takip yine çok rafine bir liste üzerinden olacak. Ve belki de sadece bu sitedeki postları paylaşacağım.

Facebook’a ise artık hiç geri dönmeyi istemiyorum. Özellikle en son çıkan kişisel bilgilerin paylaşılması skandalı sonrası buna iyice karar verdim. Ancak zaman ne gösterir bilmiyorum.

Özetle, sosyal medya orucu ve devamında dieti bence çok faydalı oldu ve iyi ki yapmışım. Benzer disiplini devam ettirmem gerekli.

read more

Kıyma bu cana

İlk doğdukları andan son nefeslerini verene kadar masum kalabiliyorlar.

Biz insan oğlundan çok daha temiz ruhlu canlılar bu köpekler.

Kızsan da, kızdırsan da, üzüp ihmal etsen de seni gördüğünde sallanıyor kuyrukları.

Ormana terk edip gitsen bile seni yıllar sonra görünce aşklarından deliye dönüyorlar.

Sabah uyku mahmurluğunu, akşam iş yorgunluğunu bir çırpıda unutturuveriyorlar.

Sonra sen kalkıp sokağa atıp terk edip ihanet ediyorsun bu cana.

Hayata tututunduğu tek dal olan seni kesip atıyorsun ve bir anda metrelerce yüksekten yere çakılıyor bu melek gibi can.

Etme, yaradan aşkına yapma. Bakamayacaksan, terk edeceksen ümit verme bu masuma. Çok kırılır çok üzülür çok yıpranır.

Ama yine sever hep sever seni.

Kırma seni seveni, kıracaksan uzaktan sev. Yaradan aşkına!

 

read more

Utanıyorum

En kıytırık bir sorunda bile demoralize olup hayata lanet okuduğum için.
Her sabah yataktan kalkarken offflayıp puffladığım için.
Metroda, alışveriş merkezinde yürüyen merdivelerde pineklediğim için.
500 metre mesafeye arabayla gittiğim için.
Tırnağım kırılsa dünya yıkılmışcasına canım tatlı olduğu için.
Her zorlukta pes edip mücadele etmediğim için.
İlk engelde “ben yapamam zaten” dediğim için.
Bir tosun kadar kuvvetli iken gün boyu göt-göbek büyüttüğüm için.
Kendime inanmadığım için
Hayal kurmadığım için.
Hayal kursamta peşinden koşmadığım için.

Vatani görevini yaparken, mayına kurban verdiği bacağı yerine kol değenekleri üzerinde gerilip sağlam ayağı ile ülkemize kupayı getiren golü giydiği anlı şanlı, al yıldızlı formanın içinde atan Osman kaptanın cesareti bende olmadığı için utanıyorum.

Hem gururumdan, hem mutluluktan hem de utancımdan ağladım bu gece.

Akıttığınız her damla ter, döktüğünüz her göz yaşı o Milli formanın gördüğü en şanlı en kutsal damlalar, terlerdir.

Helal olsun hepinize!

read more

Cocuk

iki erkek çocuğu oynuyorlar bir bahçede. ikisinin toplam yaşı on etmez.

birbirlerini görüyorlar bir anda. biri digerinin toprakta kazdığı çukura cok ilgi duyduysa demek ki elindeki dal parcasini parmaklarının arasindan usulca serbest bırakıyor ve gozleri ile bir çukura bir akranına baka baka yaklaşıyor diğer çocuğa doğru.

cukura iyice yaklaşarak ve  sadece belinden bükülerek eğiliyor merakla yerdeki delige doğru düştü düşecekken neredeyse. tekrar dogrulurken sendeliyor ve bir iki adim ileri geri atmak zorunda kaliyor dengesini yeniden saglayabilmek için.

adeta kivilcimlar cakiyor gozlerinde mutluluktan ve sanki bir hazine bulmuscasina o kucucuk cukurda cok keyifli bir sekilde soruyor:

”arkadas olalim mi?”

diger cocuk ayni heyecanla zipliyor ve evet diye bağırıyor.

basliyorlar birlikte oynamaya kardeşçe ve mutlu şekilde.

ne kadar kolay cocukken arkadas edinmek, plansizca, umarsizca ve korkmadan.

read more

Gezip gordugum yerler

Bu yazı kendi kayıtlarım için tuttugum bir listeyi içermektedir:

Mümkün olduğunda kronolojik olmaya özen göstererek aşağıdaki liste bugüne kadar ziyaret ettiğim ülke ve şehirleri göstermektedir.

  1. Belarus – Minsk, Brest, Grodno, Borisov
  2. Ukrayna – Kiev
  3. İspanya – Barselona
  4. Hollanda – Amsterdam
  5. Belçika – Brüksel
  6. Rusya – Moskova – St. Petersburg
  7. İngiltere – Londra
  8. UAE – Dubai, Abu Dhabi
  9. ABD – New York, Miami
  10. Moldova – Kishinev
  11. Uzbekistan – Taşkent
  12. Kazakhistan – Almaty
  13. Azerbaycan – Baku
  14. Gurcistan  – Tiflis
  15. Macaristan – Budapest
  16. Bulgaristan – Sofya-Plovdiv-Razgrad-Varna
  17. Fransa – Paris
  18. Hırvatistan – Zagreb
  19. Ukrayna – Lviv
read more

Zagreb’teki güneş sistemi

Temmuz 2017’de Zagreb’i ziyaret ettiğimde oradaki iş arkadaşlarım bana ufak bir şehir turu yaptırdılar ve şehre gizlenmiş bilimsel bir sanat projesinden bahsettiler.

İlk başta bir kolonun üzerine monte edilmiş küçük bir nokta olan Merkür’ü görünce pek anlam verememiştim ama turun geri kalanında 2 metre çapında bronzdan yapılma Güneş’i görünce projenin ana fikri kafama dank etti.

1971 yılında Dünyaya inmiş Güneş olarak şehre yerleştirilen bu bronz küre 2004 yılına kadar şehir içinde birkaç kere yer değilştirmiş. Sonrasında 2004 yılında şu anda bulunduğu yere getirilen bu güneşin etrafınaşehrin farklı noktalarına denk gelecek şekilde güneş sistemini temsilen 9 gezegen serpiştirilmiş .

Lakin bu serpiştirilme yapılırken gezegenlerin güneşe olan orjinal uzaklıkları ve büyüklük oranlarına birebir sadık kalınmış. Şehri gezmek isteyen yerel ve yabancı turistler için ise bu gezegenleri şehir içinde keşfetmek bir tür macera haline gelmiş.

Elbette işin kolayına kaçıp wikipediadan veya projenin kendi sitesinden gezegenlerin ve güneşin lokasyonlarına ulaşmak elinizde. Açıkçası turizm, sanat ve bilimi birleştiren bu projeye ben hayran oldum doğrusu. Tüm gezegenleri keşfetme şansım olmadı elbette ama bir daha ziyaret edersem bu konuya biraz zaman ayırmayı kafaya koydum.

Şehir turumuza devam ederken keşke benzer zeka ürünü eserler bizim şehirlerimizde de olsa diye içimden geçti.

 

This slideshow requires JavaScript.

 

read more

Temmuz 2017 – Zagreb, Hırvatistan

Temmuz ayı içerisinde bir iş seyahati sebebiyle Zagreb’te 4 gün geçirdim.

Yepyeni bir havaalanı ile beni karşılayan Zagreb’in bu kadar güzel bir şehir olduğunu bilmiyordum doğrusu.
2-3 gün sonra oradaki iş arkadaşlarıma ne kadar güzel bir şehrmiş beklediğimden çok çok daha etkileyici dedikten sonra onlar da bana ‘Nasıl bir şehir bekliyordun?’ diye sordular.
Açıkçası bu soruya bir cevap veremedim zira gtmeden önce bir fikrim yoktu Zagreb hakkında.

Aklımda kalanları madde madde yazacağım:

  1. Yemyeşil bir şehir
  2. Şehrin her yanında kocaman parklar var ve insanlar parklarda zaman geçiriyorlar
  3. Yazın şehir parklarında her akşam ücretsiz konserler oluyor
  4. Birçok müze var. Gezme şansım olmadı ama Drazan Petroviç müzesini görmeyi çok isterdim
  5. Hemen herkes İngilizce konuşabiliyor.
  6. Bir sanat projesi olarak şehrin içine güneş sistemini gizlemişler. Harika bir proje bence (Detaylar için ilgili yazı)
  7. Temiz, düzenli ve güvenli bir şehir.
  8. Şehir merkezindeki tüm sokaklarda harika kafe, restoran ve barlar var. Hiç bu kadar çok ve dolu sokak kafesi görmemiştim.
  9. Türkçe ile birçok ortak kelime var; cep, çorap, çizme, kat, pamuk, vs benim denk geldiklerim.
  10. Şehrin ana meydanındaki heykel şehrin Macarlardan kurtuluşunu temsilen Macaristan yönünü bir kılıçla işaret ediyor.
  11. Tarihi binalarına çok iyi bakıyorlar ve modern binaları ile çok iyi harmanlayabiliyorlar.
  12. Nikola Tesla’nın memleketi
  13. İstiklal caddemizin eski haline benzeyen kafe ve barlarla çevrili bir caddeleri var.

Kesinlikle gidilip görülmesi gereken bir şehir. Ben turistik amaçla da gidip sindire sindire 3-4 gün ayırarak gezeceğim.

Çektiğim birkaç fotograftan oluşan albüm aşağıda.

This slideshow requires JavaScript.

read more

Seyahat etmek mi skor yapmak mı?

Seyahat etmeyi, yeni yerler görmeyi çok seviyorum. Seyahat konusunda mümkün olduğunca fırsat yaratmaya çalışıyorum.

Ancak çevremde son zamanlarda gözlemlediğim bir durum var. Bizim insanımız diye genelleme yapmayı sevmesem de üzülerek gözlemliyorum ki durumumuz birazdan açıklayacağım şekilde. İnsanlarımız bir başka ülkeyi ziyaret ettiklerinde o şehir bu şehir gezip şehirleri, kültürleri tam anlamıyla inceleme şansı bulmadan sırf daha fazla yer gördüm diyebilmek için dolanıp duruyorlar. Bunda elbette çalışma hayatlarımızdaki kısa süreli izin alma alışkanlığının da bir etkisi var. Zira adamın 7 gün izni var gidişi geliş sürelerini çıkart kaldı 5 gün. 5 günde 3 şehir gezdim diyor. Hayır üstad sen 3 şehir gezmedin 3 farklı şehri resimleri çekerken telefon ekranından izledin sadece. (Telefon ekranı konusu da ayrı bir yazı konusu.)

Diğer ülkelerde ise en az 2 haftayı tek parça halinde izin alabiliyor insanlar. Hal böyle olunca misal İspanya’ya gidip, Barselona, Madrid, Endülüs’ü 10-12 günde doya doya gezebiliyor insanlar.

Madem bizim 12 günümüz yok 5 günümüz var. O halde skor yapmak yerine az şehir gezip acele etmeden, yollarda kıymetli zamanlarımızı harcamadan sindire sindire gezmemiz lazım.

Bence yabancı bir şehri gezerken şunlara özen göstermek o şehri ve kültürünü daha yakından tanımanıza yardımcı olacaktır kanaatindeyim:

  1. Yerel halkla tanışıp iletişim kurmayı deneyin.
  2. Toplu taşımayı kullanıp insanları gözlemleyin.
  3. Turistik yerlerde değil ara sokaklardaki kafelerde restoranlarda yemek yiyin, kahve için.
  4. Ziyaret öncesinde Couchsurfing gibi siteleri kullanarak size yoldaşlık yapacak gonüllülerle irtibata geçin.
  5. Yürüyün! Bir şehir en güzel yürüyerek keşfedilir.
  6. Gittiğiniz ülkenin ana dilinden 10-15 klimeyi öğrenin. Hayatınızı kolaylaştırır.

Sonuç olarak  “When in Rome do as Romans do”* mottosunu akıldan çıkartmadan ziyaret ettiğiniz ülkedeki yerel halk gibi zaman geçirmek entellektüel gelişim için çok daha verimli olacaktır.

Gezin, tozun, dünyayı tecrübe edin!

*Romadayken Romalılar gibi davran.

 

read more

Görelilik teorisi

Aynştayn, Başkan Roosevelt’e görelilik teorisini onun anlayabileceği biçimde anlatır:

”Eğer sıcak kömür üstünde duruyorsan bir saniye sana sonsuzmuş gibi gelecektir. Diğer taraftan; güzel bir kadınla yatakta geçireceğin bir saat ise  göz açıp kapayana kadar sona erecektir”

İşte görelilik teorisinin özeti bu şekildedir.

Einstein explains theory of relativity to President Roosevelt in the way that he can understands:

“If you were standing on hot coals a second feels like an eternity.
When you are in bed with a beautiful woman an hour passes in the split of a second!”

read more
1 2 3 22