Coronamsi gunler

Aslında ne de hareketli, renkli hayatlarımız varmış.

Hani monotonluğundan, sıkıcılığından, yoruculuğundan şikayet ettiğimiz hayatlarımız.

Şu anda bakınca, çok değil bir hafta önceye, o kadar da sorunlu değilmiş hayatlarımız diyoruz belki de.

İş yerinde arkadaşlarla muhabbet etmek, şakalaşmak, iş çıkışı gidip bir iki bişeyler içmek aslında hayatımızda ne kadar da önemliymiş.

Sinemaya gitmek mesela ya da kahveye gidip tuttuğun takımın maçını izlemek.

Hatta canın çektiği için en favori restoranına gidip sevdiğin yemeği yemek nasıl da kıymetliymiş bizim için.

Seyahat edebilmek mesela, hadi ver elini sevgilim gel bu hafta sonu komşu şehre gidelim demek belki de hepimiz için çok önemsiz şeylerdi.

Öksürmek misal, çoğumuzun “amaaan boğazıma birşey takılmıştır” deyip hiç kale almadığımız bir refleksken şu anda panik olma sebebimiz.

Her markete girişte dünyanın sonu senaryolarını düşünmek zorunda kalmadığımız günler ne kadar da rahatmış değil mi?

Ya da çevremizde biri aksırdığı, hapşurduğu, öksürdüğü zaman o kişiye zombi muamelesi yapmadığımız günler psikolojimiz daha mı rahattı sanki?

Elimizdekilerin kıymetini bilmek için önce kaybetmemiz gerekir gerçeği hiçbir zaman değişmeyecek anlaşılan.

Bugünler de geçecek ve insanoğlu olarak gene rahata çok kolay alışacağız.

Sahip olduğumuz şartlara şükretmemiz lazım.

Daha beterini görmeden şükretmeyi öğrenmeliyiz bugünlerde.

AAB | Mart’20 | Kyiv

    Leave a Reply