Sadece Dua!

Merhaba,

Bu yazılanları idrak edebildiğinize göre, sizler en azından binlerce gündür bu güzel dünyada yaşıyor olmalısınız.

Ben ise, sanırım ya bin ya da bin küsür gündür sizlerle dünyayı paylaşıyorum.

Sizlerle birlikte geçirdiğim bu güzel günler boyunca; yani koooooskoca hayatım boyunca, ki bugüne bugün nerden baksanız iki buçuk yaşındayım, ?hayatımın günü? diyebileceğim bir günüm oldu.

Sanırıım sizlerin de, bana kıyasla upuzun olan hayatınızda sayısız kere ?hayatınızın günü? olmuştur.

Sanki daha dün gibi hatırlıyorum. Kurabiye yediğim o günü unutabilir miyim hiç?

Bin de bir diyorsunuz ya; işte benim hayatım günü tam da o binin birine tekabül ediyor!

Nasıl oldu bilmem ama o gün ben kurabiyenin tadını alabildim. Eminim bu dünyadaki en güzel ve en eşsiz şey o kurabiye olmalı.

Neden ve nasıl bilmiyorum ama babamın anneme söylediğine göre ?lanet olası? bir hastalığım varmış.

Hayatımın o binde birlik en önemli günü hariç ben ya annemin memesini emdim ya da haşlanmış tavuk yiyebildim.

Bazen çevremde yemekler için çok tatlı, çok tuzlu gibi şeyler duyuyorum. Sanırım yemeklerden bahsediyorlar, ama ben tam olarak anlayamıyorum.

Babam büyüyünce anlarsın dedi. O ne derse oluyor. Sanırım anlayabilmem için birkaç bin gün daha beklemem lazım.

Bu arada benim en çok eğlendiğim ve zaman geçirdiğim yer hastane dedikleri kocaman beyaz bir çocuk parkı. Burada doktorlar ve hemşireler, ben ve benim gibi çocukları eğlendirmek için her şeyi yapıyorlar.

Geçen hafta yine doktorları görmek için hastaneye gittim. Beni çok eğlendirmek istedikleri için galiba, kocaman iki hafta boyunca orada kalmamı istediler. Tamam çok eğlenceli değil ama sanırım doktorlar ve hemşireler üzülmesin diye kalmaya karar verdim.

Sonra bugün yanıma Nataşka geldi.

Şuna hiç şüphem yok ki,  çocuk kalbim hissediyor, bana en az annem kadar değer veren bir melek o.

İşte kaç zamandır beklediğim fırsat.

Hiç zaman kaybetmeden sordum:

–          Nataşka bana kurabiye alır mısın? Annem bana hiç almıyor ve her zaman bana kızıyor yemek istediğimde. Lütfen sen bana alır mısın?

Sanırım bu kurabiye çok pahalı bir şey. Annem o yüzden bana almıyor. Sana söz büyüyünce parasını vericem sana. Bana kurabiye alır mısın?

–          ?.

–          Ben büyüyünce sadece kurabiye yiyeceğim. Çünkü dünyadaki en güzel ve en lezzetli şey kurabiye.

Nataşka bana kurabiye alır mısın?

–          ?.

–          Gerçekten vereceğim parasını!

Sanırım ağlaması geçince bana kurabiye alacak.

?.

?.

Mişka? Henüz 2.5 yaşında ve doğuştan pankreasında var olan bir hastalıktan dolayı, sadece birkaç maddeden oluşan bir menüyü ömrü boyunca yemek zorunda. Ömrü ne kadar uzun olacak bilmiyoruz ama şuna inancımız tam: Sevenlerinin ve sizlerin dualarıyla bu zor günleri atlatacak ve Nataşka?nın hayalini kurduğu o buz pistinde, o veya bu şekilde o pakı ağlarla buluşturacak.

Belki de hiç tanımadığınız birinin, kesinlikle hiç tanımadığı bir melek çocuk için ettiği dualara ortak olun ve sevginizi ona gönderin.

Lütfen.

Mişka, belki bir gün o kurabiyeden biraz daha tatabilir.

İş yoğunluğunuzdan, trafik sıkışıklığınızdan, geçim sıkıntınızdan, kalp yaranızdan, demem o ki ?hayatınızı karartan? envai çeşit efkarınızdan sıyrılın ve o hiç tanımadığınız ufaklık için yüce yaradana dua edin.

Çok şey için değil; sadece bir gün, biraz daha kurabiye yiyebilme ihtimali için dua edin!

Eksik olmayın!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *