Kimi topraklar

Kimi toprakların, kimi sokakların, kimi konakların ruhu vardır?

Onlarca, yüzlerce, binlerce yıldır o kubbenin altında edilen, uçuşan kelamlara vakıftırlar.

Kimler gelip, kimler geçmiştir o tozlu yolların üstünden. Elini atsan, birkaç on yüz yıl önce yaşanmış duygulara dokunabileceğini hissedersin.

Anasından dayak yediği zaman ağlayan yavrunun acısı da, yediği yemekten adamın aldığı hazzı da, sevişen iki bedenin hissettiği doyumu da, sokak köpeğinden ürken körpenin korkusu da, ibadet eden canların huşusu da, raks eden cariyenin sedası da, hu çeken dervişin huzuru da, şefkat gören muhtacın şükranı da hissedilir zamansız yıllar ötesinden.

Kimi toprakların, ?konuşanları? vardır şimdiki zaman öncesinden kalan.

Fısıldar kulağına acıyı, hazzı, doyumu, korkuyu, huşuyu, sedayı, huzuru, şükranı ve nicesini...

Duymasını bilene çok ahenklidir bu fısıltı. Bir başka aleme geçiş kapısıdır caiz tabirle, adeta.

O kapının eşiğini aştığında, bir bakıverirsin ayakların asgari bir karış mesafe koymuştur toprakla arasına.

Dilinden anladığın topraklar seni ağlatır, inletir, dinletir, galeyana getirir, yazdırır.

Yazabilmek için ihtiyacım olan bir şeyler var benim, lakin eksikliğini hissediyorum şu sıralar.

Hani ?ilham? diyorlar ya, işte benim ilhamım sanırım topraklarım!

O toprakların fısıltısına ihtiyacım var!