Yasa Fenerbahcem!

Bu yazıyı bundan tam 3 ay önce (24 Şubat 2011) yazmıştım.

Kısmette gönül rahatlığı ve büyük bir huzurla yayınlamak varmış.

Arzu eden olursa yazının yazım tarihini zevkle ispatlayabilirim ;)

Elbette içinde gerçekleşmeyen birkaç rivayet var. Ama olsun yine de cuk oturacak bir yazı olduğu kanaatindeyim.

----------------------------------------------------------

Bugün sadece mutlu değilim, aynı zamanda çok ama çok gururluyum.

Geçen sene bu zamanlardı. Mayıs ayı zindan olmuştu hepimize.

Ne sokağa çıkacak, ne işe-okula gidecek, ne aynaya bakacak yüzümüz vardı.
Son 5 gün içerisinde yaşanan iki Trabzonspor hezimeti, adeta sonumuz olmuştu.

Tamam, takımlar son dakikada şampiyonluk kaybedebilir, kupalar kazanamayabilir, bu gayet doğal.

Ama bu takım, 27 senedir kazanamadığı kupanın son 6 finalinin 4ünü oynayarak kaybetmiş bir takımdı.

Son dakikada şampiyonluk kaybetmek kötüdür, umarım bir daha yaşamayız ama biz çok daha beterini yaşadık.

Olmadığımız şampiyonluğa sevindik. Rakibimizin geleneksel timsah yürüyüşünü yaptık kendi sahamızda. Oyuncularımız omuzlardaydı.

Bırakın ezeli rakipleri, cümle aleme rezil olmuştuk. Ben o görüntülerin hiçbirini görmedim.

Kendini staddan erken atanlardan,  şehirden uzaklaşanlardan, uzunca süre televizyon ve gazetelerden uzak duranlardandım.

Ancak yine de bu yıkımı en derinden yaşadım. Hem Urfa?da hem Saraçoğlu?nda tribünündeydim.

Camianın ne denli paramparça olduğunu, ne denli kendi kendi ile savaşır durumda, çevresine karşı ne kadar mahçup olduğunu, kanlı canlı gözlemledim.

Kısaca, Fenerbahçe diğer tüm branşlardaki başarılarına rağmen rezil rüsva olmuştu.

Geçen sezonu böylesi cehennem azabı bir sonla bitirirken, yeni sezona da birçok soru işareti ile başladı bu takım.

Yeni transferler olmadan yapılan sezonun ilk maçları ve alınan mağlubiyetler.. Fenerbahçe?nin dişlileri arasında ezilmemeye
çalışan bir Kocaman. Elenilen Türkiye Kupası, Şampiyonlar Ligi ve Uefa Kupasından sonra, çanlar artık yeni bir rezalete doğru çalıyordu.

İşte böylesi bir durumda, liderin dokuz puan gerisine düşmüşken, ezeli rakibine hediye edilen stadyumun gölgesi varken, bir diğer ezeli rakibin dünya starları altında ezilmen (!) beklenirken sen Kanarya, yıldızlar üstünde uçmaya başladın.

Bunun yanında;erkek basketbol takımın Euroleauge?de dörtlü finale kaldı, Türkiye'de şampiyon oldu, yetmedi, Türk kulüpler tarihinde ilk defa bir takım, Sarı Melekler, dünya şampiyonu oldular.

O da yetmedi; dünyanın yaşayan efsanevi basketbolcusunu transfer ettiğin bayan basketbol takımı uzak ara şampiyon oldu!

Şu anda Türkiye Futbol Liginin en çok galibiyet alan, en çok gol atan ve en çok şampiyonluk kupası kaldıran takımısın.

Tesisleşmeden ve lisanslı ürün satışında dünyanın ilk onunda olmandan bahsetmiyorum bile.

Bu kadar başarıya susup hürmet edeceklerine güneşe fırlattıkları balçığın tutmasını bekleyen arkadaşların yola çıktıkları tek nokta var: Acıyan Kuyrukla!

O halde;

Havaya havaya eller eller havaya!!!

Sarı ? Lacivert ? Şampiyon ? Fener!!!

    Comments