Bir Soz Verdim

Yaşım 47...

Bundan tam 8 sene önce evlendim onunla.

Yaşamın mengenesinde sıkışıp taşa dönmüş yüreğimin üzerinde serin bir yel gibi esti önce.. Sonra, yeniden çarpmaya başladı kalbim...

Bir peri gibiydi o. Ve kimi geceler rüyamda kanatlanırdı bir melek edasıyla...

Tanışmamızdan 2 ay sonra evlenme teklif ettim.. Ürktü.. Çekindiğini görünce nefret ettim kendimden..

Sonra, "evet" dedi bana.. Bir süre sonra korkma sebebi olarak; ;
"Sana evet dersem benim olacaksın ve seni, benim olanı kaybetmekten korkarım" dedi...

O an söz verdim O'na.  Ben hep senin olacağım diye..

Aramızda 13 yaş fark vardı Sedefle..  Henüz 26'sında... Hayatının en güzel yıllarında, alımın ve güzelliğin doruğunda, benliğimin ise en derinindeydi..
Ailesinin tek kızı, biriciğiydi...

Dillere destan bir evlilikti bizimki ve bir ay süren bir balayı...
Cenneti bahşetmiş, melekler meleğini de bana vermişti...
Günler daha kısa, hayat daha hızlı, anlar daha sıcak ve biz daha anlamlıydık bir aradayken...

Derken...

Korktuğu oldu... Kendini sadece 9 ay bana yaşatabildi.. 9 ay bana 90 yıl gibi geldi.. Yanlış anlama.. Doymadım O'na tabiiki.. 9 ay değil doksan bin yıl yaşasam O'nu, yetmezdi.. Gitti..
Uzaklara gitti...  Hem de gözlerime baka baka..

Dedim ya ailesinin tek çocuğuydu... Benden başka bir tek babası vardı Sedef'in..

İsmail Bey.. Görmüş, geçirmiş, yükünü tutmuş hayatta herşeyi kızı olan İsmail Bey..

Sedef'in üzerinde onlarca mülk vardı ve terki dünyasından sonra tüm varlıklar bana kaldı...

Bir gün baba evine gittim Sedef'in... İsmail Bey beni görünce durakladı, durgunlaştı... Severdi beni, takdir ederdi..
O sustu ben anlattım...

Baba!! dedim...  Sedef'in hayatıma girmesi benim için dünyadaki en büyük lütuftu... O'nunla hayatım mana buldu ve bugün gözümü kapatsam yaşamadığım haz kalmadı diyebilmeme yardım etti...
Bunları konuşmak ne kadar dorğu bilmiyorum, belki saygısızlık ediyorum ama ondan bana kalanları ben namıma geçiremem...
Ondan bana kalan tek şey adı olsun dedim...

İsmail Bey o gün sustu... Dakikalarca göz yaşlarımız büyük bir sessizlikle aktı.. Tek kelime etmedik bir daha.. Kalktım, elini öptüm... Sarıldı bana... Çıktım evden...

Sedef'in kaybından bir süre sonra Uzak Doğudan bir danışmanlık teklifi aldım... Kendi canıma kıymamak için kafamı dağıtmak, kafamı dağıtabilmek için İstanbul'dan uzaklaşmam lazımdı... Tek bir detay sormadan kabul ettim teklifi ve ufak bir çanta ile bindim uçağa...

3 aylık görevin bitmesine 4 gün kala bir telefon geldi... Telefonumun ekranında görünen numara +90 212 ile başlıyordu... Açtım ses yabancı ve soğuktu...
İsmail Bey'in ölümünü bildirdi bana avukatı ve vasiyetini açıkladı...
Tam17 sayfalık bir mal varlığı tek varis olarak ise "Oğlum" dediği ben...

Hazmı çok zor...
Hayatıma girdikleri hızın misli ile daha hızlı şekilde çıkan dünya iyisi iki insan...
Bir buçuk yıl içinde "kaybettikleri" sayesinde ülkenin sayılı zenginlerinden ben...

Banka hesaplarından bir tanesini boşalttım... Sırf o para bile beni ömür boyu yaşatmaya yeterdi..
3 ayda 42 ülkenin en büyük şehirlerini dolaştım...  Neredeyse sadece uçakta yada trende uyur haldeydim..
Hiç ama hiç kimse neyin peşinde olduğumu bilmiyordu..

Sedef yaşamalıydı... Onun için uğraşıyordum.. Uyuduğum her anda ise Sedefimi görüyordum..

3 ayın sonunda döndüm İstanbula... Miras kalan arsalardan birini seçtim ve 3 aydır planladığım projeye başladım... Tam 2 yıl gece gündüz toplantılar, şantiye, okullar, devlet daireleri, akademisyenler... Dört döndüm... Çektiğim acı ve bu yoğun tempo yüzünden 14 kilo verdim...

Ama sonunda oldu..

Bugün ülkenin dört bir yanından gelen kız öğrencilerin eğitim gördükleri ve dünyadaki tüm benzerlerine örnek olacak kadar gelişmiş bir vakıf var...
Bu vakıf ülkenin en büyük mal varlığına sahip aynı zamanda...

Benim ise günümün 24 saati vakıfın içinde kızlarımın arasında geçiyor..

Kızlarımın her biri yılda bir kere taç takıyorlar..
Tüm taçlar ise sedef kaplılar..
Başlarına tac ediyorları Sedefimi..
O başlar ki ilerde ülkemin en güzel yavrularını yetiştirip aldıkları eğitimle vatanımın daha güzel, güneşinin daha parlak olmasını sağlayacaklar..

O'nun öldüğü gün Allahım al beni de onunla dedim..
Bugün ise bir gün daha fazla yaşayım diye yalvarıyorum her günç.. Yayaşayım ki Sedef'i baş tacı eden kızlarımı göreyim...

Bugün tam 1oooo. kızımın tacını taktım ben...

Ayhan abi! dedi bana minik kız
Neden taçlarımız sedeften?

Yıllar önce bir söz vermiştim dedim.. Sözümü tuttuğum için taçlarınız Sedef?ten?

    Comments

    1. yaziyi ilk okumaya basladigimda ne oldugunu anlamadim..
      sonlarina dogru yaklastikca icim burkuldu böle bi tuhaf oldu..
      satirlar ilerledikce de tarifsiz bi burkulma..
      Allah emeklerinizi bosa cikarmasin insallah..
      herse bir vesile olsa gerek,yasanmis büyük bir üzüntü sonrasinda ise baska insanlari mutlu etmenin verdigi bir huzur..
      yolunuz acik olsun..

    2. merhaba,

      yorumunuz için teşekkür ederim.. içinizde böyle hisler uyandırabildiysem sanırım başarılı bir yazı olmuş diyebiliriz..

      ancak belirtmek isterim ki yukarıda yazılı olan hikaye tamamiyle hayal gücümün bir ürünüdür..

      gönül sevdiklerini kaybetmeyi kabul edemez ama insanlara yardım etmekte büyük gönüllerin işidir..

      eminim dünyanın bir yerlerinde yukardakine benzer gerçek hikayeler vardır..

      fikirlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim…

    3. ben gercek olduguna ihtimal verdim cünkü hayattaki herse olasidir..sasirmamak lazim.
      Reca ederimm ne demek..

    4. helal..
      tebrik ederim böyle güsel şeyleri bizlerle paylaştığın içinde saol..
      allahın ne sevgili kuluymuşş..
      yaşadığı acıya rağmen şu an gurula anlatacak ne çok şeyi var..