Dogayla Barisiyoruz

O kadar çok hırpaladık ki doğayı artık bize karşı direnişini kaybetti.

Her geçen gün cepten yemeye devam ediyoruz. Haddinden fazla açıldık kimi limanlardan ve geri dönebilmemiz mümkün değil ne yazık ki.

Gidişatı tersine çevirebilmek adına birçok noktada kimyasalların verdiği zararı asgari seviyeye çekebilmek için biyolojiyi işin içine katmaya başladı insanoğlu.
(Bkz: Biopolimer)

Ancak bu gelişmeleri gündelik hayatlarımıza birey olarak dahil etmemiz mikro seviyede kalacağı için sadece kendimizi tatmin edebilir.
Devlet ve büyük kurumların bu gibi gelişmeleri teşvik etmesi ve standart hale getirmesi ise yaşanılası bir dünyayı daha mümkün kılar.

İki örnek var yakın zamanda karşılaştığım:

İlki, artık hane halkı olarak kendi elektriğimizi güneş zengini ülkemizde kendimiz üretebileceğimiz konusu. Bu uygulama ile ihtiyacımız olan elektriği kullanıp fazlasını devlete satabileceğiz. Bu sayede hem yeşil enerji üretimine fayda sağlayacağız hem de maddi kazanımımız olacak.
Maliyeti 2. el bir araba kadar bile değil bu sistemlerin. Bence değerlendirilmesi gereken bir fırsat.

İkinci sırada ise Bio-Çözünürlüğe sahip alış veriş poşetleri.
Normal şartlarda petrol türevleri ile üretilen poşetler doğada 100 yılda yok olurken Migros?un yakın zamanda tüm mağazalarında kullanıma sunacağı bu yeni poşetler sadece 24 ayda doğaya karışacak hale geliyorlar.
Poşetlerin raf ömrü sona erdiğinde (Yaklaşık olarak 12 ay) oksijen poşetin yapısını bozmaya başlıyor. Bundan sonra ki aşamada ise biyolojik çözünme tamamlanıyor ve poşet doğadaki mikroorganizmalar için besin değeri taşır hale gelip doğaya karışıyor.

Her iki uygulama da takdiri hak ediyor doğrusu.

Günü sonu:

Doğa ananın koynunda yaşamayı öğrenmenin zamanı çoktan geldi..

    Comments